web
counter
Yaşar EYİCE

Yaşar EYİCE

İZMİR BEYEFENDİSİ

YÖNETİCİLER GÖRMÜYOR MU?

26 Temmuz 2021 - 17:35

 

*- AĞAÇTAN YARARLANANLAR (!)

 

Servet Vural’ın haberinde önce videoyu izledim…

İngiliz Burnu adı verilen bölgede 35 yıldır oturan, bulunan, üzerinde Göztepe t-shor’u bulunan kişi anlatıyordu…

Nasıl bayramlarda, ‘Nerde o eski Bayramlar!’ diye anlatanlar vardır ya, Göztepeli Gürsel Özay Günay da günün sorunlarını dile getirirken, bana bir zaman gezintisi yaptırdı.

‘Yakılan ağaçlar’ dikkatimi çekti…

Orman yangınından ya da dikkatsizlikten meydana gelen değildi bu anlattığı…

Günübirlik piknikçiler ya da tatilciler, mangallarını yakmak için kestikleri ağaç dalları ve kütüklerinden yararlanıyorlar…

Böylesine bir doğa katliamına ilk kez tanık oluyor ve duyuyorum…

Ete para buluyor ama kömüre yok..

Nasıl adam bir paket sigaraya dünyanın parasını vergi olarak ödüyor, ama 50 kuruşluk bir gazeteyi almaktan kendini tasarruf diye ala koyuyorsa öyle bir şey!

Şimdi diyeceksiniz; devlet de en pahalısı bir lira olan gazete alımından tasarruf yapmak için geçenlerde karar alınmadı mı?

Peki onlarca mangal sever tuvalet ihtiyaçlarını ise nasıl karşılıyor?

Tahmin ettiğiniz gibi onlarca kişinin yüzdüğü, yararlandığı denizden…

Hiç kimsenin ne seyahat hakkını, ne de tatil ve deniz hakkını elinden alamazsınız…

Ama onlara hizmet sunarak ya da görevliler tarafından uyarılarak yardımcı olabilirsiniz?

Bunu tabii ki yöneticilere söylüyorum…

Göztepeli Gürsel Özay Günay sorunları dile getirirken yollardan da laf etti.

Tozu dumanı bir yana bırakalım…

Bozulan yolları da, ama bir önemli nokta var, bu da halkın istek ve dilekleri ile şikayetlerine kulak tıkanması…

Onlarca yerleşik aileler isteklerini yöneticilere iletirken, sahil yolunun tek yön olarak düzenlenmesini istemişler.

Nedenlerini de anlatırken, hız yapan ‘sürat delileri’ ile sık meydana gelen kazaları da anlatmışlar.

Ne duyan ne de ilgilenen var…

Ne demiş şair;

‘Bir elinde ayna bir elinde cımbız umurunda mı dünya?’

Ya da binlerce kişinin hayran kaldığı İngiliz burnu…

İnsanları mutlu etmek zor iştir…

Ama gönlünü yapmak çok kolaydır…

Önceki CHP’li belediye başkanı Gökhan Bey ile de anlaşmazlığa düştükleri noktaların olduğunu anlatan Gürsel Özay Günay ‘Ama gelip bizim sorunlarımızı dinliyor ve gerekeni yapıyordu’ diyor…

‘Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek’ demek herhalde böyle olsa gerek…

Çöpleri de bir yana bırakalım…

Foça'da evleri olan veya kirada oturan vatandaşlar tozdan topraktan bahçelerine bile çıkamadıklarını bu sıcaklarda pencere bile açamadıklarını canlarından bezdiklerini söylüyor.

Haklılar da…

Biri çıkmış yıllar önce, ‘Şu okullar olmasa idi maarifi ne güzel idare ederdim!’ dememiş mi?

Sanıyorum; aybaşını yani maaşını düşünenlerin de aklından şu geçiyordur:

‘Sizi buraya ben mi davet ettim!’

Ben söyleyeyim:

‘Yok baban!’

Vatandaşın tepkisi işte bu cümlede yatıyor…

 

*-ZAMANIN KIYMETİNİ BİLMİYORUZ

 

Genelde ‘başlangıç’ noktası olarak hafta başlarını yani Pazartesi günlerini seçeriz ya, ben da Bayram ve tatil sonrası bir iki noktaya dikkat çekmek istiyorum..,

Öncelikle şunu söyleyeyim:

‘Yaş 35, yolun yarısı eder!’ diyen şairimiz bile 46 yaşında vefat etmiştir.

Evdeki hesap çarşıya uymuyor!

Zamanın kıymetini bilmemiz lazım!

Geçenlerde Mühendis Fırat Gülperçin şu soruyu sormuştu:

‘Hayatta en acıklı şey nedir?’

Yanıtı yine Bornovalı Fırat Gülperçin’den;

‘Bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir!’

Bu arada gençlere bir de tavsiye var!

Meraklısı için yazalım:

‘Gençler!

Sakın kişiliğinizi satıp, şunun bunun sâyesinde bir yere gelmeye çalışmayın!

‘Sâye!’ gölge demektir!

Gölgeye girenin de gölgesi olmaz!’

Aslında bu sıcak günlerde havalarda hepimiz gölge arıyoruz ama yine bir öğütle devam edelim:

‘Birine ne darılacak kadar güvenin, ne de gönül koyacak kadar sevin insanları!’

İşin özü budur!

 

*- KARABURUN’UN ZORLUKLARI

 

Yılların dostu, Kıbrıs Gazisi İbrahim Peker, son iki haftadır Karaburun'la ilgili ulaşım zorluklarını yazdı.

Belirttiği gibi; Denizin göbeğinde ancak yolcu vapurlarının yanaşabileceği bir iskelesi yok..

Karayolu müsait olmasına karşın belediye otobüsleri, halkın itirazlarına rağmen garip seferlerine devam ediyor...

Aziz Başkanın döneminde de bu konu çok sorgulandı ancak ne duyan oldu ne okuyan ne de dönüp bilgi veren...

Şimdilerde İZTAŞIT gündemde ancak kooperatiflerle görüşmeler ne zaman ve ne şekilde sonuçlanır kesin bir tarih yok..

Neredeyse sezonun yarısını geçtik, ESHOT'tan acil çözüm hamlesi bekleniyor…

Ancak görünen o ki, onlar da İZTAŞIT'ı bekliyorlar…

Halbuki konuyu iç bünyelerinde çözebilirlerdi…

İki otobüsten tek otobüse dönüşecek sistemde çözüm önerisini de İbrahim Peker, detaylarıyla aktarmıştı.

Gerçekten inanılır gibi değil!

Urla aktarmalı, Balıklıova son duraklı iki ayrı hatla çalıştırılan, iki otobüslü bu garip sistemi kimse sorgulamıyor mu?

‘Sabırla tatmin edici bir yanıt bekliyoruz..’ diyor İbrahim Bey…

Karayolu ulaşımında yapılacak acil değişikliğin yetkililerin ifade ettikleri kadar zor olduğu kanısında değil!

Deniz ulaşımı ise iskele sorunu nedeniyle beklemede..,

Cennet koylarıyla ünlü, tabiat harikası denizin koynundaki bu ilçemize maalesef iskele olmadığı için sadece karadan ulaşabiliyorsunuz…

Bu arada hatırlatayım:

Bir zamanlar Göztepe’nin kalecilerinden, Prof. Dr. Oğuz Manas’ın girişimci oğlu Alphan Manas İzmir- Karaburun arasında hızlı süper tekneler çalıştırdı ama umduğu sonucu alamadı.

Sonuçta Karaburun ulaşım açısından belki de en şanssız ilçemiz!

Konu en son geçen Mayıs ayında olağan meclis toplantısında gündeme getirildi.

Önümüzdeki yıllarda yeni liman inşaatının bitmesiyle birlikte yüzer iskelenin kaldırılacağını ifade eden Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan iki soruna dikkat çekti.

İskelenin yeri ve deniz çayırlarının temizlenmesi.. Bölge özel koruma alanında olduğu için, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın birlikte yürüttükleri çalışmaların sonunda gerekli izinlerin alındığına işaret eden Erdoğan, ‘(Hidrografik ölçüler ile derinlik haritası da çıkarıldı, Gemilerin en uygun şekilde yanaşabileceği alan tespit edilmiştir.

Urla'daki yüzer iskelenin aynısı olacaktır.

İşlemler uzun sürdü.

Dip taraması esnasında ortaya çıkabilecek koku nedeniyle (esnafımızı olumsuz etkiler endişesiyle) tüm çalışmaların Eylül ayına kadar durdurulmasını istedik" diye konuştu…

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum