web
counter
View My Stats
Yaşar EYİCE

Yaşar EYİCE

İZMİR BEYEFENDİSİ

İŞTE GERÇEK HABERCİ

06 Haziran 2021 - 15:43

İŞTE GERÇEK HABERCİ

 

Cumartesi akşamı Gazeteci Cemal Bilge Çeşme’den şu üzücü haberi verdi:

‘Gazeteci İsa Atagöz bu akşam Ilıca Plaj’da saldırıya uğradı, bilginiz olsun!’

Kısa ve öz bu mesaja kısa yanıt verdim:

‘Geçmiş olsun!’

Ama içim içime sığmadı…

Çeşme için yıllardır büyük emek veren bu doğru dürüst insan sadece gerçekleri dile getirmeyi ve evlatlarına, ailesine alın teriyle kazanılmış helal ekmek yedirmek için çırpınan içimizdeki bizden biriydi…’

Kendisini en iyi dile getiren ise yine yılların magazin yazarı Yusuf Çınar idi…

Çok uzaklardan ne yapabilirdim?

Aklıma yakın bulduğum dostlarım, okuyucularım geldi…

Hemen bir paylaşımda bulundum:

‘Az önce öğrendim

Gözü pek gazeteci isa Karagöz Çeşme Ilıc’da saldırıya uğramış...

Büyük geçmiş olsun...

Umarım saldırganlar ve azmettiricisi hemen yakalanır ve adaletle teslim edilir.

Geçmiş olsun gerçek haberci kardeşimiz.

Son günlerde Alaçatı Port ve kaybedilen sulak alanlarla ilgili görüntülü haber çalışması yapıyordu…

Bakalım Isa’ya sahip olacak çıkacak mı?’

Aman Yarabbi!

Gece yarısı olmasına rağmen çeşitli platformlardan o kadar çok ‘Geçmiş olsun!’ mesajları geldi ki, inanamadım…

‘Sosyal medyanın gücü’ olarak adlandırdım…

İşin ilginç yanı;

Mesaj bir ikisi hariç hep sıradan duyarlı insanlarımızdan geldi…

Türkiye Gazeteler Sendikası (TGS) İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, hala ‘geçmiş olsun’ dilekleri gelen Gazeteci İsa Atagöz’ün yanına, yardımına koştu ve şu mesajı gönderdi:

‘Yaşar Eyice Ağabeyim;

İsa Atagöz’ün her zaman yanındayız!

İsa, turizmin gözbebeği ilçelerimizden biri olan Çeşme’nin adının ‘Gazeteciye saldırıyla’ kirlenmemesi için, yapan dengesiz kişileri af etti.

Bilgine selam ve saygılarımla…’

Benzer bilgileri yine İzmir’in yetiştirdiği usta gazetecilerden Murat Eştürk’ten de aldım…

İzmir Barosu önceki başkanlarından Avukat Özdemir Sökmen ile İzmir’in vefa insanı Sancar Maruflu’nun iyi niyet ve destek mesajlarını unutmamak gerekiyor.

Sonuç;

Darp edilmesini hoşgörü ile ve Çeşme’nin adının bu tür olaylarla anılmaması için unutan, geceyi uykusuz geçiren İsa kardeşimiz, sabah sabah tek silahı fotoğraf makinası ile birlikte işinin başına, yani haberciliğe döndü…

 

*- Bu projenin gerçek amacı turizmi geliştirmek olamaz.

 

Turizmle ve siyasetle ilgilenen herkes mutlaka Bahattin Yücel ismini bilir.

Cumartesi günü öğleden sonra Bahattin Yücel, ‘Çeşme Yarımadası’na dokunmayın’ başlıklı önemli bir makale yazdı.

Önce bir hatırlatma yapayım:

4 Haziran Cuma günü İzmir’de; TMMOB’nin Kent Konseyleri ve Büyükşehir Belediyesi ile birlikte düzenledikleri etkinlikte, Çeşme Yarımadasındaki son gelişmeler tartışıldı.

Bahattin Yücel de bu etkinlikten etkilenerek, ‘Dünya’da; turizmin tarihindeki en kötü döneminden geçtiği bu salgın sürecinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının yerel yönetimleri hiçe sayan yaklaşımıyla gündeme getirilen, sözde turizm gelişim projesi, aslında kötücül rant devşirme eğiliminin tipik bir örneği.’ diyerek tüm İzmirlileri yakından ilgilendiren şunları söyledi:

‘Ortada henüz uzmanlarca hazırlanarak, tartışmaya açılmış bir doküman yok. Sadece basit bir kroki üzerinde, İzmir- Çeşme otoyolunun kuzeyi ile güneyinde gösterilen iki bölgenin, ticari ve konut alanları inşaatına açılması var. Yerel yönetimler ve STK’lar ile paylaşılan tek bilgi bu.

Konuyla ilgisiz bir girişimcinin Bakanlık kararı açıklanmadan kısa süre önce kurduğu şirkete, hizmet alımı yoluyla verilen, projedeki potansiyel yatırım alanlarını belirleme işinin kapsamı devlet sırır gibi saklanıyor.

 

*- SU KAYNAKLARI YETERSİZ

 

Ekolojisi sınırlı su kaynakları ve yerleşik nüfusunun azlığı nedeniyle, çok farklı özelliklere sahip Yarımada’da, Bakanın açıkladığı gibi 20 Golf sahası, marinalar ve oteller inşa edilmesi, Çeşme ve çevresini asla bir çekim merkezi yapmayacaktır.

Tam tersine Bölgeyi turizm amacı kullanılarak, kısa sürede lüks konutlar yoluyla rant devşirme alanına dönüştürecektir.

Özellikle yeterli suyu sağlayacak kaynakları olmayan Bölgede, bırakın 20 golf sahasını planlamayı, bundan söz etmek bile asıl amacın turizmin gölgesine sığınılarak, rant üretmek olduğunu gözler önüne sermeye yetiyor.

 

*- SÖZDE TURİZM YATIRIMI

 

Ortada tahsis yoluyla büyük ölçekli bir varlık transferinin tasarlandığını gösteren belirtiler de var.

Örneğin, sözde turizm yatırımları amacıyla imara açılacak arazilerin yüz ölçümü, Yarımada üzerindeki kullanılabilir toprakların yüzde 55 ‘ini oluşturuyor.

Daha önemlisi; bu arazinin yüzde 97’lik bölümü kamuya ait…

Yukarıdaki oranlar ilk başta yandaş olduğu kuşkusuz bir kişiye verilen keşif işlemleri dikkate alındığında, gerçek amacın Çeşme Yarımadasındaki kamu arazilerine son günlerin moda deyimiyle “çökme” olduğunu açıkça gösteriyor.

 

*- ORTAYA ÇIKTI

 

‘Alaçatıport’ adı verilen gayrimenkul yatırımının, turizme katkı yapıyor gerekçesiyle büyütülmesi sonucu, çevredeki hakim rüzgarların yönlerinin değişmesine neden olduğu ve geçtiğimiz aylarda aniden ortaya çıkan hortumdan ne denli zarar görüldüğü henüz belleklerden silinmedi.

Doğa; sonunda kendisine yapılan haksızlıkların intikamını alıyor.

İzmir’liler bu yağmaya karşı çıkmalılar.’

 

*- KIVILCIM BÜYÜYOR

 

Ama bu kez İzmir’de ortaya konan sivil inisiyatif ve Büyükşehir Belediyesinin ısrarlı takibi, bu projenin hayata geçirilmesini önleyecek güçte görünüyor.

Bu arada şunu da ilave edeyim:

Çeşmeli Gazeteci İsa Atagöz ile Cemal Bilge ile Şerife Bekman ve Yusuf Çınar’ın son zamanlarda dikkat çekmek için yaptıkları haberleri ve Nermin Ekinci başkanlığındaki Çeşme Kadın Dayanışma Derneği yönetici ile üyelerinin haklı mücadelesini görmezden gelemeyiz…

*-  

 

 

 

*-

 

 

*- YAPMAMIZ GEREKEN

 

Arkadaşlarımızdan duyarız:

‘Yaşamaya zaman ayır, çünkü ömür bunun için yaratılmıştır!’

Yalnız bu kadar mı?

‘Düşünmeye zaman ayır; çünkü başarının anahtarı odur!’ diyenlere ne demeli?

Bu ikisi kadar yine önemli olan bir üçüncü dilek ve öneriye bakalım:

‘Sevmeye zaman ayır, çünkü bu daima seni güçlü kılar!’

Ve bence ilk sırada gelmesi gereken de şu:

‘İyiliğe zaman ayır, çünkü insan olmanın sırrı budur!’

Vefat edenlerin ilanlarına bakın ne yazıyor;

‘İyiliksever ve hayırsever!’

Bir de mafya tiplere ve servetini nasıl elde ettiği soru işareti olanlara…

Kendilerini nasıl tanıtıyorlar?

‘İyiliksever ve hayırsever iş insanı!’

Bizler bunlara bir yana bırakalım, en yakın mahalle bakkalına giderek, gücümüz yettiğince bir ihtiyaç sahibinin kabarık hesabını az da olsa indirelim…

Yani gerçek hayırsever ve iyiliksever olalım…

 

*- NİYET İYİ

 

Ege Üniversitesi Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu ile Tire Organize Sanayi Bölgesi iş birliğinde Gıda Teknolojisi ve Endüstriyel Otomasyon alanlarının eğitim ve araştırma faaliyetlerinde kullanılacak iki akredite laboratuvarın da yer alacağı binanın temel atma töreni gerçekleştirildi. Ayrıca protokol kapsamında istihdam garantisi sağlanarak nitelikli öğrencilerin Tire Kutsan Meslek Yüksekokulunu tercih etmesi amaçlanacak.

Söylediklerine göre;

Öğrencilere okul bittikten sonra iş garantisi veren bir proje bu!...’

Ben bu tür büyük laflara hep temkinli yaklaşırım.

Bir örnek vereyim:

İzmir’de bir vakıf üniversitesinin kuruluşunu ve reklamlarını anımsayın;

‘Tüm öğrencilerimize iş garantisi’ dediler…

Açın o günkü gazeteleri açın bakın…

Verilen sözleri, garantileri okuyacaksınız…

Yalnız o yıl değil, bir iki yıl daha sürdü ilk mezunlar verilinceye kadar…

Ve film koptu…

Aynen zamanımızdaki gibi oldu…

İş garantisi sadece belli kişilerin, belli çocuklarına oldu…

Bunları ezbere söylemiyorum…

Ama şu var ki, gerçekten iyi yetiştirilmiş öğrenciler yollarını kendileri çizdiler…

Yani yönetim sözünü tutmadı ama onlar anne ve babalarına verdikleri sözleri yerine getirdiler…

Türk genci yoktan var olmayı gösterdi…

Umarım sözler yerine gelir…

Belki bazıları zamanla unutur ama ben unutmam…

Yani bugün nasılsa yarın da takipçisi olacağım…

Bu arada;

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, ESİAD İzmir AB Bilgi Merkezi ve İzmir Sürdürülebilir Kentsel Gelişim Ağı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sürdürülebilir Kalkınma Gençlik Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) ve Boğaziçi Üniversitesi SDSN Türkiye iş birliğinde düzenlenen Sürdürülebilirlik Elçileri Eğitim Programlarının ilki 5 Haziran'da başlıyor. Toplam 12 haftalık program boyunca “Sürdürülebilirlik Yetkinlikleri” konusunda özel tasarlanmış eğitimleri alacak gençler, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında 6 haftalık eğitim sonunda kamu ve özel sektörde sürdürülebilirlik ofisleri bulunan iş yerlerinde 6 haftalık staja gönderilecek.

Seçilecekler ya da katılacaklar yine şanslı sayılır milyonlarca gencin arasında.

Zaten parayı da AB ödüyor…

Ama ya sonrası…

Yani reklamlardan sonrası…

Bunu bilen yok!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum