web
counter
View My Stats
Celal DEMİR

Celal DEMİR


HERKES KONUŞUYOR!

06 Temmuz 2021 - 10:01


Pandemi nedeniyle maskesiz dolaşan ve konuşan kalmadı. Herkeste bir maske…
Taktığımız maskelerle hiçbir devirde yaşamadığımız tam bir curcuna yaşıyoruz Türkiye’de.
Yolsuzluklar, ‘Terör’ ve ‘kargaşa’ kıskacında yoğruluyoruz!..
Bir yanda içte ve dışta sürekli verilen şehitler, öte yanda Türkiye üzerinde oynanan oyunlar yüzlerimizde koca bir şamar gibi patlıyor.
Tamamen içe kapandık, sus pus oturuyoruz.
Herkes şaşkın!..
Terörle değil, kendi içimizde, kendi kendimizle boğuşmaya başladık.
Herkes şeytanca planlar içerisinde!..
Titan titana bir devir.
Herkes konuşuyor.
Herkes birbirine çamur atıyor.
Her lafın arkasında başka bir ima ve niyet aramaya başladık.
Neler oldu bize anlayamıyorum?
Bendeniz bile şaştı kaldı bu işe!..
Aklıselim ne zaman galip gelecek?
Bazen düşünüyorum da biz böyle bir tabloyu hak etmek için ne yaptık?..
Tüm bu gelişmeler üzerine, Türkiye’de her şeyin tozpembe olduğu gösterilmeye çalışılması, politikacıları gülünç durumlara düşürüyor.
Ya biz kör ve sağırız, ya da birileri, Türk halkıyla fena halde kafa buluyor...
Şeytanın bile aklına gelmeyen senaryolar üretiliyor ve tatbik ediliyor.
Zavallı şeytan, bugünleri de göreceğini bilmiyordur, ilerde neler olacağını bilmediği gibi.
Ülkede haksızlıklar birbirini kovalıyor yıllardır. Hem de her alanda.
Ve biz gazeteciler de yıllardır bu haksızlıkları her türlü haksızlığa uğramamıza rağmen yazar dururuz.
Ama kimi kime şikayet edeceğimizi bilmeden.
Bir söz vardır; Hükümdar, bir köylüden bir yumurta alırsa, adamları köylünün bütün tavuklarını zorla elinden alırlar.
Yani anlayacağınız balık baştan kokuyor.
Ama Nasrettin Hoca, balık taze mi, bayat mı diye balığı kıçından koklarken etraftan izleyenler gülmüşler, hocayı uyarmışlar;
- Hoca, hoca, balık baştan kokar demişler.
Hoca, yanıtı yapıştırıvermiş, burnunun direği sızlarken:
“Ben de biliyorum balığın baştan koktuğunu ama her yere yayılmış mı diye kokluyorum” demiş.
Ve bir fıkra…
ÇIĞLIK
Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler. Bavullarını gösteriyorlar.
Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden
kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler.
Yolcular fena halde şaşırmışlar. Nasıl şaşırmasınlar.
Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.
Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması. Tasmanın ucunda bir köpek.
Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa.
Günlerden 1 Nisan değil ama ’Şaka herhalde’ demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.
Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda.
Uçak hızlanmış. Yolcular endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha
hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış. Uçak iyice hızlanmış.
Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar.
Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 100 metre sonra betonun bitip cimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.
Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış.
Kaptan pilot arkasına yaslanmış derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:
‘Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!’
Dünyada nice kör yöneticiler var…
Çığlık atmaktan vazgeçmeyin !!!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum