web
counter
View My Stats

KAHRAMAN MUHABERECİLER!

Onlar geçmişte haberleşmenin beyaz güvercinleri ya da dağdan dağa yakılan ateşlerin dumanı veya at sırtında bir yerden bir yere haber taşıyanların 21’inci yüzyıl versiyonları.

KAHRAMAN MUHABERECİLER!
31 Mayıs 2021 - 01:29 - Güncelleme: 31 Mayıs 2021 - 18:07

ONLARA TRAC’CI DERLER
HEPSİ İŞİ BİLEN GENÇLER

CEMAL BİLGE

İZMİR - ‘Kahraman’ denince ne gelir aklınıza? Bir elinde kılıç bir elinde silah ile önüne geleni asıp kesen mi yoksa ölümle burun buruna gelmiş insanların hayata döndürülmelerinde mesai mevhumu gözetmeksizin topluma yararlı hizmetlerde bulunan mı?

Tabi ki her iki örnek içinde ‘Evet’ veya ‘Hayır’ diyenleriniz olacaktır.



Fakat biz bugün size olası bir afet anında insanların mutlak ölümlerinin önüne geçen, haberleşme alanında ülkesinin görmediği ama yabancı kanalların haklarında belgeseller yapıp dünya genelinde tanınmalarını sağladığı gençlerimizden, evlatlarımızdan söz edeceğiz.

Onlar geçmişte haberleşmenin beyaz güvercinleri ya da dağdan dağa yakılan ateşlerin dumanı veya at sırtında bir yerden bir yere haber taşıyanların 21’inci yüzyıl versiyonları.

TRAC DEYİP GEÇMEYECEKSİN ARKADAŞ



Kısa adı TRAC olan Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti’nin kara günlerde devlet ve yardım kuruluşları dahil bütün bir ülkeyi harekete geçiren çocuklarımızdan oluşan bir STK.

Onlar TRAC’cılar. Telsizle haberleşmenin gerçek ustaları. Yetkileri dahilinde olası bir depremde, bir selde, büyük bir yangında tanık oldukları olayları sadece ülkelerine değil dünyaya duyuran muhteşem güvercinlerimiz.

Özellikle 30 Ekim 2020’de meydana gelen Türkiye’ye göre 6.9, Amerika’ya göre 7.4 şiddetindeki depremde afeti ülkeye ve dünyaya duyurma konusunda düğmeye ilk basanlardır onlar.

Bugün haber konumuzun önceliğini Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti’nin İzmir Şubesi’ne verdik. İyi de ettik.

Türk basını olarak yüzlerine baktığımızda utanmamız gereken çocuklar onlar. Bir çoğumuzun varlıklarından haberdar olmadığımız oysa bir deprem anında başı dertte olan hepimizden kelle kelle, fert fert haberleri olup içinde bulunduğumuz çaresizliğin çareye, ölümün yaşama döndürülmesinde en önemli etkendir onlar



İŞTE SİZE TRAC’CILAR

Yönetim Kurulu Başkanlığını Gökçe Doğan’ın, yardımcılığını Ali Rıza Özsaran’ın, sekreterliğini Barış Yılmaz’ın, saymanlığını Sadık Cüneyt Zinler’in, yönetim kurulu üyeliğini eski de bir gazeteci olan Ömür Hüneröz’ün yaptığı TRAC İzmir Şubesi 30 Ekim 2020’de meydana gelip 117 kişinin ölümüne, 1034 kişinin yaralanmasına sebep olan depremin daha vahim sonuçlara vesile olmamasında önleyici hizmet yapmış harika bir kurumdur.

İzmir’in sallanmaya, Ege Denizi’nin leğende ki su misali çalkalanmaya başlamasıyla harekete geçti TRAC’cılar. Teknik donanım olarak bir çok ülkeden daha ileri koşullara sahip İzmir TRAC Şubesi öyle bir performansla çıktılar ki depremin karşısına, deprem de şaşırdı, küçük dilini yutuyordu az daha.

AFETLERİN KARŞISINDAKİ İLK ENGELİN ADIDIR ONLAR

“- Hop!” dedi İzmirli telsizciler, “- Anladık depremsin, afetsin ama bu şehre çok büyük zarar verebilmen için önce bizi ezip geçmelisin!” dedi çocuklarımız

Ve telsizlerden bir mahabere başladı ki depremle birlikte. Önce İzmir içindeki devlet birimleri ve STK’lar koştu hasar gören bölgelere, ardından Türkiye’yi il il, ilçe ilçe koşturdular İzmir’e.

Aslında telsizle konuşmak sıradan gibi gelse de birilerine, bu çocukların yaptıkları muhabereden çok bir nevi muharebeydi İzmir’de.

Günün 24 saati aktifler. Uyumak yok fıtratlarında. Her an doğal bir afet olacakmış gibi hazırlar. Özel hayat mı? Anlamını bile bilmiyorlar. 7/24 telsizleriyle özdeşleşen bu çocuklar olası bir felakete, daha felaket gelmeden hazırlar.

Sıkıysa gelsin... Gelecek olan ister felaket olsun isterse kıyamet. Onların nazarında adının ve işlevinin hiç bir kıymet-i harbiyesi yok. İster deprem olsun, isten yangın, ister sel. Fark etmiyor hiç birine. Her konuda eğitimli olan bu gençler her an hazırlar dünyayı ayağa kaldırmaya.

Eğer 30 Ekim İzmir Depremi’nde onların telsiz muhaberesi olmasaydı emin olun ki ölünün de yaralının da sayısı çok fazla olacaktı.



ESKİ AFETLERİ DÜŞÜNÜN BİR HELE

Ülkemizin eskilerde yaşadığı depremleri hatırlayanınız var mıdır bilemem. Varsa da hatırlayacaklardır Varto ve Erzincan depremlerini.

Çok can kaybı oldu çok. Yöresel sanatçıların dillerine ağıt oldu her iki depremin ikisi de.

Neden o depremlerde onca insan öldü hiç düşündünüz mü? Yıkılan evleri, sokakları, mahalleleri, köyleri haber veren birileri yoktu.

Eğer bugünün şu cevval gençleri o günkü depremlerde o bölgelerde olsaydı, ne ölü ne de yaralı sayısı tarihe geçecek kadar büyük ve çok olmayacaktı.

Haberleşme her işin başı. İyi bir haberleşmenin kazandıramayacağı savaş yoktur. Kaldı ki İzmir’in TRAC’cıları bu işin bu ülkede ki gerçek uzmanları.

İLK TRAC’CILARIN RADARINA YAKALANDI DEPREM



TRAC İzmir Şubesi ve onun birbirinden cesur ve atak üyeleri 30 Ekim 2020’de şehrin sallanmaya başlamasıyla duyurdular felaketi.

Sarsıntı bittiğinde ise İzmir Valiliği ve ona bağlı bütün devlet kurumları depremin etkili olduğu bölgelerden çoktan haberdar olmuşlardı

TRAC sayesinde yıkılan ilçeler, semtler, sokaklar, mahalleler biliniyor, itfaiyesinden, sağlıkçısına, polisinden sivil savunmacısına kadar herkes nerelere gideceğini biliyordu.

İzmir’de büyük bir seferberlik başladı. İş makinelerinden tutunda ambulanslara kadar herkes çok kısa sürede yer ve pozisyonlarını almıştı.

Şakası yok. Depremden bir kaç dakika sonra arama kurtarma çalışmaları başlamış, deprem anında yıkılmayan ama deprem sonrası mutlaka yıkılacak olan binalara ekskavatör kepçelerini yapıştıran iş makinesi operatörleri yüksek hasarlı binaların yıkılmalarına izin vermemişti.

Eh onlarda çökseydi var ya, ölü sayısı 117 ile kalmayacak, İzmir günlerce ceset kokacaktı.

İtfaiye vaktinde, polis vaktinde, sağlıkçılar vaktinde, sivil savunmacılar vaktinde, dernekçi arama kurtarmacılar vaktinde. Herkes vaktinde hasar alan bölgelerdeydi.

İşte bunun mimarı bizim TRAC’cı gençlerdi. Farzedin ki bu çocuklar yok. Deprem oldu, Bayraklı, Bornova yerle bir. Bekle ki devlet gelsin... Devlet gelene kadar da kim öle kim kala.

ENKAZ ALTINDA KALMANIN NE OLDUĞUNU BİLİR MİSİNİZ



Çökmüş bir binanın altında kurtaracak bir yardım elinin uzanmasına ilişkin kurulan hayalin ne manaya geldiğini bilir misiniz siz? İstanbullu bir gazeteci olarak biz 1999 Büyük Marmara Depremi’nden biliriz o hayallerin enkaz altında nasıl ve hangi şartlarda kurulduğunu. Bu sebepledir ki İzmir’de meydana gelen deprem Marmara Depremi’nin asistanı bile olamaz yanında.

Peki İzmir’de meydana gelen depremin sonuçları daha ağır olur muydu? Evet olurdu. Kenti harekete geçiren şu bir avuç kahraman TRAC’cı gençler olmasaydı inanınız ki ölü sayısı 300 - 400’lere ulaşırdı bu şehirde.

TRAC demek haberleşme demek, TRAC demek bir şehri, bir ülkeyi, yaşanılan bir gezegeni ayağa kaldırmak demek. İşte bu yüzden hayatta olanların bir çoğunun farkında bile olmadığı TRAC ve gençlerine 7/24 dua etmek gerek.

Her biri amatör. Bu işten para kazanmıyorlar. Ama ‘benim’ diyen profesyonelden daha profesyonel ve uzmanlar. Her biri işinin ehli, her biri bir felaket anında ne yapılması gerektiğini, ortalıkta ‘ustayız’ diye kasım kasım kasılarak gezenlerden daha iyi biliyor.

Son İzmir Depremi ile bu gerçeğin farkına varanlar, ‘ustayız’ deyip havalarından geçilmeyenlere şimdi periyodik olarak ‘Telsizle Muhabere Nasıl Yapılır’ın dersini, kursunu veriyor.

Eğer 20 Ekim 2020 tarihinde saatlerin 14.51’i gösterdiği anlarda Seferihisar’a 23 kilometre mesafede gerçekleşen o deprem TRAC İzmir Şubesi’nin her biri birbirinden profesyonel telsizcileri tarafından vaktinde duyurulmasaydı Bayraklı ve Bornova ilçeleri tarihe çok acı sonuçlarla geçeceklerdi.

BÜYÜK HİZMETE KÜÇÜK BİR TEŞEKKÜRÜ ÇOK GÖRMEYİN



Bu gerçekten hareketle; İzmir’de yaşayan herkes ivedilikle Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti’nin İzmir Şubesi’ni yakından tanımalı, burada görev yapan çocuklara ayrı ayrı teşekkür etmelidir.

Özellikle enkaz altından çıkıp hayatta olmalarını Allah’a borçlu olduğunu söyleyenler herkesten daha önce gidip TRAC’a ve mensuplarına teşekkür etmelidir.

Sizlerin hayatta kalmanızın gerçek kahramanları gururla ifade edelim ki onlardır. Kadını ile erkeği ile çok kısa sürede enkazlara gelen o arama kurtarma ekiplerinin bulunduğunuz yerlere kısa sürede intikallerini sağlayan Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti’nin İzmir Şubesi mensuplarıdır.

Bu gibi durumlarda ölümle yaşam arasında ki ince çizgiden yeniden yaşama dönenlerin gerçek doğum tarihleri o günden itibaren kurtuldukları o tarihtir.

Annelerinizden doğduğunuz günün hiç bir kıymeti yoktur. Çünkü siz dünyada iken ölümle karşı karşıya gelen ve onun soğuk yüzünü yakından görüp buna tanık olanlarsınız.

İşte sizi bulunduğunuz enkazlardan kurtulmanıza vesile olan, ölümün pençesinden çekip alan meleklerinizin dünyada ki adı TRAC ve mensuplarıdır.

Hiç bir karşılık beklemeden her doğal afette ilk işaret fişeğini yakanlardır onlar. Öyle bir imtihandı ki İzmir’in 30 Ekim 2020’de yaşadığı o deprem, bu genç ustalar sayesinde en zararla atlatıldı felaket-i kıyamet.

HAYATLARINIZI ONLARA BORÇLUSUNUZ



Ölenlere rahmet diliyoruz, kalanlara ise can sağlığı. Ama özellikle belirtiyor altını da kocaman kocaman çiziyoruz ki, TRAC’a borçlusunuz hayatlarınızı.

Onlar işlerini kusursuz yapanlar. Onlar felaketlerle yarışan çocuklar. Onlar bizim evlatlarımız, onlar TRAC’cılar.

Bir felaketi haber vermek onların işi. Bunu da eksiksiz yaptılar ve yapıyorlar. Dünya döndükçe daha çok felaketler görecek ülkemiz. Yıkılacak, yanacak, sular altında kalacak şehirlerimiz.

Bunlar hayatın gerçeği. “- Gördüklerimiz yaşadıklarımız bize yeter Allah göstermesin yaşatmasın” desekte, yine görecek yine yaşayacağız bu felaketleri.

Afetlerden en az zararla çıkmaksa her şehrin, her ülkenin, her kıtanın ortak temennisi.

DURMAYIN! GİDİN TANIYIN ONLARI



Gidip bir teşekkür etmek isteyen depremzedeler için onlara ulaşabileceğiniz adresi veriyoruz. 75. Yıl, 1620/41. Sk. No:14, 35540 Bayraklı İzmir. Gerçek kurtarıcılarınızın yüzlerini görün, tanıyın onları. Sonra sorun onlara, deyin ki her birine;

“- Binalarımızın yıkılmasıyla birlikte dakikalar içinde gelen onca kurtarma ekibine haberi siz mi uçurdunuz, siz mi duyurdunuz bizim enkaz altında olduğumuzu, siz mi oldunuz enkaz altında kalan bizlerin derdine çare ?”

Bakalım ne cevap verecekler, ne anlatacaklar size... Bir de yakından tanıyın onları. Tanıyınca çok seveceksiniz o çocukları.

Belki de yeni telsizcileri siz olacaksınız TRAC’ın. Belki sizsiniz bir sonraki afetlerde kurtulan hayatların perde gerisinde ki melek ve kahramanları.

Olmaz olmaz demeyin. Hele bir gidin görün, tanıyın onları. Bakın sonrasında neler olacak. Değişecek hayata bakışınız. Seveceksiniz telsiz muhaberesini. Bir an bile ayırmayacaksınız o cihazı yanınızdan.

Bir bakmışsınız ki, bir süre sonra siz de olmuşsunuz bir TRAC’cı...


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum